Sayın Başbakanımızın KKTC'nin 20. kuruluş yıldönümü töreninde yaptığı konuşma metni

"Sayın Cumhurbaşkanı,

Değerli Kıbrıslı Türk Kardeşlerim,

Kıymetli Misafirler,

Basının Değerli Temsilcileri,

Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Kıbrıs Türkünün özgürlük ve insanca yaşama iradesinin sembolü olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilânının 20nci yıldönümü vesilesiyle bir kez daha aranızda bulunmaktan dolayı son derece mutlu ve bahtiyarız. Bu anlamlı yıldönümünde Kıbrıs Türk halkının haklı gurur ve mutluluğunu paylaşmaktan büyük kıvanç duyuyorum. Bilesiniz ki, bütün Türk Milleti siz kardeşlerimizin coşkusuna gönülden katılmaktadır.

Bildiğiniz gibi bu yıl, Türkiye Cumhuriyeti’nin 80inci yıldönümünü de büyük bir gururla ve heyecanla kutladık. Türkiye, gelişen ekonomisi, büyük potansiyeli, genç nüfusu ve dinamizmiyle 80 yıldır güven ve istikrarın bölgemizde hakim kılınmasına büyük katkılarda bulunmuştur. Amacımız, Türk halkının yaşam stardartlarını yükseltmek ve geleceğe daha büyük güvenle bakmasını sağlamaktır. Tabiatıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk Halkı da bu vizyona dahildir. Türkiye’nin, coğrafyamızdaki bütün unsurlarla, tarihten gelen ve günümüzde karşılıklı yarar temelinde şekillenen sıkı bağları ve kendi bölgesinde ağırlıklı bir konumu vardır. Türkiye, çatışmalarla ve risklerle dolu bu bölgede bir istikrar unsuru olmaya devam etmektedir. Türkiye, Balkanlar’da, Ege’de, Doğu Akdeniz’de, Orta Doğu’da ve Kafkaslar’da barış ve huzurun teminatıdır. Türkiye, kendi bölgesinde, enerji şebekelerinden, ulaştırma ve iletişim hatlarına kadar merkezi bir konuma sahiptir. AB’ne tam üyelik Türkiye’nin temel stratejik hedefidir. Amacımız halkımızın yaşam standardını yükseltmek ve geleceğe daha büyük bir güvenle bakmasını sağlamaktır. Bu vizyona KKTC ve Kıbrıs Türk halkı da dahildir. Biz bölgemizde güvenlik, barış ve istikrarın hayati önem taşıdığına inanmaktayız ve bu amaçlara hizmet etmekteyiz. Bu bağlamda, kırılma noktalarının giderilmesi ve Doğu Akdeniz’de bir anlayış ve işbirliği ortamı sağlanması öncelikli hedefimizdir.

Kıbrıs Türklerinin 40 yıldır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 yıldır dimdik ayakta durması, bizim için iftihar kaynağıdır. Kıbrıs Türkü bugüne kadar her türlü zorluğu aşmasını bilmiş, kendi kaderini çizme cesaretini göstererek eşitlik temelinde özgür ve onurlu bir hayat yolunu tercih etmiştir. Kıbrıs Türk halkı 15 Kasım 1983 günü bağımsızlığını ilan ederek tarihi mücadelesini taçlandırmıştır. O tarihten bu yana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ada’da barış ve istikrarın temel bir unsuru olmuştur. Bu gerçeğin kabulü aynı zamanda Ada’da kalıcı bir uzlaşının da temelini oluşturmaktadır.

İktidarı ve muhalefetiyle oluşturduğu çoğulcu demokratik yapısı Kıbrıs Türk halkının en büyük kazanımı ve zenginliğidir. Bugün Kuzey Kıbrıs’ta insan haklarına saygılı, çağdaş değerleri titizlikle koruyan, barışçı bir siyasi ve hukuki sistem vardır. Kıbrıs Türk demokrasisi, Kıbrıs Türk Halkının gurur kaynağıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özverili halkı, çağdaş eğitim kurumları, bağımsız yargısı ve yerleşik demokrasisi ile büyüyen ve gelişen bir devlet yapısına sahiptir. Bu başarı sizlerin gayretlerinizle elde edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti de bu yolda sizi yalnız bırakmayacak , her türlü siyasi ve ekonomik desteği sağlayacaktır.

Değerli Kardeşlerim,

Kıbrıs Türkünün geleceği açısından önemli bir dönemden geçiyoruz. Bu dönem, milli davamız olan Kıbrıs meselesinde birlik ve dayanışmamızı muhafaza etmemizi gerektiren, kritik bir süreçtir. Yaklaşık yarım asırdır el ele, gönül gönüle sürdürdüğümüz varlık ve özgürlük mücadelesinde bugüne kadar katedilen mesafenin temelinde, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının birlik ve bütünlüğünü muhafaza etmekte gösterdiği kararlılık ve başarı yatmaktadır. Bugün bize düşen, yolumuza aynı inançla devam etmektir.

Yakın bir tarihte Kıbrıs Türk halkı yeniden seçimlere gitmektedir. Biz, seçimlerin şeffaf ve demokratik bir ortamda cereyan edeceğinden ve Kıbrıs Türkünün bu seçimlerden demokrasisi daha da güçlenmiş olarak çıkacağından eminiz. Toplumların hayatında seçimler demokratik birer aşamadır. Demokrasinin icapları içerisinde seçim mücadelesi yapılması şüphesiz ki tabiidir. Kıbrıs Türkünün temel gücü demokrasi kuralları içinde milli birlik ve dayanışma ruhunu sürdürebilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu husus daima gözönünde bulundurulmalıdır.

Evet; Kıbrıs Türkü barış istemektedir. Adil ve yaşayabilir bir çözümü arzu etmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş’ın son dönemde atmış olduğu adımlar ve yapmış olduğu açılımlar bu niyetin açık göstergeleridir.

Açıkça ifade etmeliyim ki, Kıbrıs’ta sadece bir tarafın, KKTC’nin attığı adımlarla çözüm yönünde ilerleme sağlanması mümkün değildir. Biz Kıbrıs Türk tarafının yaptığı bu açılımların, çözüm için heba edilmemesi gereken bir imkan ve fırsat sunduğunu düşünüyoruz. Böylelikle karşılıklı güvenin yeniden ihdas edilebileceğine, dolayısıyla adil ve kalıcı bir çözümün de kolaylaşacağına inanıyoruz. Kıbrıs’ta çözümün yolu eşitlikten geçecektir, herkesin gerçekleri kabulünden geçecektir.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunması Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin müşterek arzu ve hedefidir. Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü bir çözüm olarak görmüyoruz. Ancak varılacak çözümün Kıbrıs Türkleri ve Rumlarının barış ve güvenlik içinde yan yana yaşayabilecekleri bir ortamı da sağlaması gerekir.

Bugün Kıbrıs’ta her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs’ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs adasında adil ve kalıcı bir uzlaşmanın nasıl sağlanabileceği konusunda, geçmişin tecrübelerine ve bugünün gerçeklerine dayalı yapıcı, ortak görüşlere ve tutuma sahiptirler.

Türk tarafı olarak bugüne kadar Kıbrıs meselesini azim ve inançla belli bir noktaya getirmiş bulunmaktayız. Bugün Kıbrıs Türk halkı demokratik ve hukuki yapısıyla şüphesiz Kıbrıs’ta varılacak kapsamlı bir uzlaşının eşit ortağı konumundadır.

Ada’da 29 yıldan bu yana huzur ve istikrar vardır. Dolayısıyla önemli olan, Ada’da yeniden olaylara ve gerginliklere yol açmayacak kalıcı bir çözüme varılmasıdır. Her ne pahasına olursa olsun bir çözüme varılması düşünülemez. Zira, böyle bir çözümün yaşaması da mümkün değildir. Kalıcı bir çözümün unsurları vardır: Bunlar, Kıbrıs Türklerinin güvenliği, eşit statü, siyasi eşitliğinin korunması ve iki kesimliliğin muhafaza edilmesidir. Çözüm, Türk-Yunan dengesini her halükarda dikkate alacak yeni bir ortaklık temelinde olmalıdır. Bu görüşten hareket eden Türk tarafı BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunu her zaman desteklemiştir ve desteklemeye de devam edecektir.

Elbette Kıbrıs Türk halkının beklentileri nihai çözümü, altını çiziyorum, biçimlendirecektir. Ancak, hem garantör devlet, hem de anavatan olma vasfıyla, bunun da altını çiziyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Kıbrıs’ta ahdi ve tarihi hakları ve sorumlulukları bulunmaktadır.

Buradan uluslararası camiaya sesleniyorum. Biz Doğu Akdeniz’in geleceğini, yani müşterek geleceğimizi belirsizliklerden ve potansiyel istikrarsızlıklardan kurtarmak istiyoruz. Barış ve istikrardan yanayız. Bunun için de üzerimize düşeni her zaman yapmaya hazırız. Kıbrıs Türk halkının da bu görüşlerimizi ve beklentilerimizi paylaştığını yakinen biliyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

Kıbrıs Türk halkının yıllardan beri ticaret, ekonomi, ulaşım, turizm ve spor dahil olmak üzere bütün alanlarda hiçbir hukuki dayanağı olmayan ambargolara ve haksız engellemelere maruz kalmasına rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok önemli aşamalar kaydetmiştir. Demokrasiyle idare edilen bir halkın bu kadar uzun sure ambargolara maruz bırakılmasının dünyada bir başka örneğini daha göstermek mümkün değildir. Biz ambargolara karşıyız ve bunların da kaldırılmasını istiyoruz. Ambargo ve engellemelere rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gelinen nokta sizlerin gayretlerinizle elde edilmiştir. Biz, Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve güce sahip olduğuna inanıyoruz. Bu yolda bundan sonra da sizleri yalnız bırakmayacağız. Enerji ve su sorununa yönelik olarak şimdi daha kalıcı ve büyük projeler içindeyiz. İnşallah en kısa zamanda Anavatan’dan Yavruvatan’a su ve enerji de ulaşacaktır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu sorunların tamamen geride bırakılması amacıyla beraberce, el ele, omuz omuza çalışmak zorundayız. Gerek dün akşam gerek geçen hafta TOBB’yle yatırımları konuştuk. İnanıyorum ki, bu yatırımlarla %12’lik işsizlik minimize olacak ve KKTC bir cazibe merkezi olacaktır. KKTC ekonomisinin uluslararası alanda rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması temel hedefimizdir.

Bu çerçevede, 2000 yılından bu yana uygulanmakta olan ekonomik programlara devam edilmesi için mali ve teknik desteğimizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ayrıca, KKTC’ni cazip bir yatırım alanı haline getirebilmek için geliştirilen özel teşvik modeli çerçevesinde büyük yatırımlar için Türkiye Kalkınma Bankası tarafından verilecek kredilerle finanse edilecek 17 proje nihai hale getirilmiştir. Ortaklaşa yürüttüğümüz turizm, enerji, ulaşım, liman, yüksek öğretim ve ormancılık gibi alanlardaki altyapı projelerinde memnuniyet verici gelişmeler kaydedildiğini görüyoruz. Projeler hızla tamamlanmakta ve bunlara yenileri eklenmektedir. KKTC’nin ulaşım alt yapısında büyük gelişmeler sağlanmış, karayolları ağı büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Özellikle KKTC’nin yatırımlar noktasındaki beklentisi olan su ve enerji sorunu orta vadede köklü bir biçimde çözülecektir.

Hükümetimiz Kuzey Kıbrıs’a yapılan yatırımların artırılması konusuyla yakından ilgilenmektedir. Türk özel sektörünü bu yatırımlara özendirmek için Hükümetimiz gereken teşvikleri yapmaktadır. Bundan da emin olabilirsiniz. Nitekim, Lefkoşa’ya gelmeden önce bu konuyu tekrar tekrar işadamlarımızla görüştük, Bakan arkadaşlarım da bu konuyla ilgileniyorlar.

Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve daha müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü tedbiri almaya kararlıdır. Ekonominin mevcut sorunlarını çözmenin yollarını KKTC Hükümeti ile birlikte aramaktayız.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Değerli Kardeşlerim,

Huzur ve güven içinde olunuz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk Halkı şartlar ne olursa olsun Anavatanı Türkiye’yi her zaman yanında bulacaktır. Biz sizleri Yavruvatan olarak görüyoruz. İnanıyorum ki, sizler de Türkiye’yi Anavatan olarak görüyorsunuz. Anavatan ile Yavruvatan arasındaki ilişkilerimiz daha da güçlenerek sonsuza kadar sürecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bu günlere ulaştıran aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman mücahit ve gazilerimizi şükranla anıyorum.

Siz kardeşlerime sevgi ve saygılarımı sunarken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsında tüm KKTC insanlarını milletim adına selamlıyor, aydınlık yarınların sizlerle olmasını diliyorum. refah ve mutluluk içinde daha nice yıldönümlerini birlikte kutlamayı diliyorum."